07.02.2001 Esas: 2001/2-13 Karar: 2001/35

ÖZET: Evlilik birliğini devam ettirmek, barışmak veya barışma teşebbüsünde bulunmak
ya da sair şekilde hoşgörü ile karşılanan olaylar boşanma sebebi
olamaz. Somut olayda, dinlenen tanıklar; evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı
hususunda yeterli beyanda bulunmamışlardır. Bu durum karşısında
davanın reddi gerekir. Ayrıca şahsi ilişki tesisinde, çocuklardan biri anneye
biri babaya verilmişse, çocukların da birbirlerini görmelerini sağlayacak
şekilde düzenleme yapılmalıdır.
İlgili Mevzuat: MK. madde 134, 148.

Taraflar arasındaki “Boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;
Dalaman Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 2.2.1999 gün
ve 1998/3 E. - 1999/8 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi
üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 5.11.1999 gün ve 1999/9325 E.-
1999/11884 K. sayılı ilamiyle; (...1- Evlilik birliğini devam ettirmek, barışmak veya
barışma teşebbüsünde bulunmak yahut sair surette hoşgörü ile karşılanan olaylar
boşanma sebebi olamaz.
Medeni Kanunun 134/1-2. maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için
evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede
temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının
sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma
durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki
açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın
reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya
karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2- Kabulü göre de; a) Boşanma halinde çocuklardan birisi ya da birileri babaya,
diğeri veya diğerlerinin velayeti anaya verilmesi halinde, şahsi ilişki kurulurken çocukların
da birbirlerini görmelerini sağlayacak şekilde süreler belirlenmelidir.
b) Boşanmanın fer’i hükümleri olarak Medeni Kanunun 143. maddesi uyarınca
tazminat, 137, 144 ve 148. maddeleri uyarınca takdir edilen nafakadan dolayı vekalet
ücreti tayini ve bu istekler sebebiyle harç alınmayacağı gözetilmeden davalı yararına
vekalet ücreti belirlenmesi yasaya aykırıdır. ....) gerekçesiyle bozularak dosya
yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki
kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili

Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği
anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma
kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen
Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi
usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel
Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.’nun 429. maddesi gereğince
BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine,
07.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.