01.12.1999 tarih, E. 1999/1-1005, K. 1999/1013

ÖZET: Belediye hudutları içinde kalan yol fazlası yerlerin mülkiyeti belediyeye
geçer. Bu nedenle müdahalenin menine ve ancak ecrimisil talebinin
reddine karar verilmiştir. Belediye sınırları içindeki karayolları ve özel yollar
hariç tüm yolların durumuna göre kullanımına izin verme ve haksız işgal
edenler hakkında el atmanın önlenmesini isteme hakkı belediyeye aittir. Davacı
belediye karayoluna el atmanın önlenmesi hakkında dava açmamış,
kendi hüküm ve tasarrufu altında bulunan yol için istekte bulunmuştur. Bu
durum karşısında ihtilaf konusu taşınmazın ecrimisile elverişli olup olmadığı,
bir başka deyişle davacının bir zararının olup oluşmadığının araştırılması
gerekir. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerekir.
İlgili Mevzuat: 1580 SK 15. madde, 3402 SK 16. madde, 2644 SK 2. madde,
MK 618. madde.

Taraflar arasındaki “müdahalenin men’i ve ecrimisil” davasından dolayı
yapılan yargılama sonunda; Kartal Asliye 2. Hukuk Mahkemesi’nce men’i müdahale
isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin reddine dair verilen 30.1.1997
tarih ve 1995/821 E., 1997/43 K. sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından
istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 29.5.1997 tarih ve
1997/6929-7286 sayılı ilamı ile; (... Dava, yol fazlası niteliği ile belediyeye
geçtiği iddia edilen yere el atmanın önlenilmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerçekten 2644 Sayılı Yasa’nın 21. maddesinde belediye hudutları içerisinde
kalan yol fazlası yerlerin belediyenin mülkiyetine geçeceği öngörülmüştür. Nitekim
mahkemece de el atmanın önlenilmesine de karar verilmiştir. Hal böyle
olunca, çekişmeli yerin ecrimisile mütehammil (ecrimisile elverişli) yerlerden
olup olmadığının ve ne miktar ecrimisile hükmedilmesinin gerektiğinin konunun
uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptanması zorunlu iken, yanılgılı gerekçeyle
(ecrimisilin dava dışı Hazine tarafından istenebileceğinden bahisle) davanın
ecrimisil yönünden reddedilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak, dosya
yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki
kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili.

Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz
edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı belediye davalının kadastral yol fazlası niteliğindeki çekişmeli taşınmaza
davalının haksız olarak el attığını ileri sürerek el atmanın önlenilmesini
ve ecrimisil istemiştir.
Toplanan delillere, çap kaydına, bilirkişi rapor ve krokisine göre Hazine’ye
ait 214 parsel sayılı taşınmazın bir kısmı ile 40 parsel sayılı taşınmazı
kullanan davalının söz konusu parsel sınırlarını aşarak çekişmeli kadastral yolun
bilirkişi krokisinde sarı boyalı olarak gösterilen 47.88 m2’lik kısmına haksız
olarak el attığı sabittir. Esasen mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Çekişmeli yolun belediye ve imar alanı sınırları içerisinde kaldığı da anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki 1580 Sayılı Belediye Kanunu uyarınca belediye
sınırları içerisindeki yol ve sokakların yapım, onarım ve bakımı belediyelere
ait olduğu gibi söz konusu kanunun 15. maddesinin 11. fıkrası, bu yolları işgal
ve içtimal edeceklere izin vermeyi ve ruhsatsız işgalleri men etmeyi belediyenin
vazifelerinden saymış, 3030 sayılı kanunun 6 ve 7. maddelerinde ise bu
hükümlere paralel kurallar getirilmiştir. Esasen 7367 sayılı kanun ile 775 sayılı
kanun 3, halen yürürlükten kalkmış olan, ancak yürürlük döneminde hükmünü
icra eden 2805 sayılı kanunun 13. maddesi bu nitelikteki tüm taşınmazların belediyelere
geçeceğini öngörmüştür. Öte yandan 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun
11, 13, 17. maddeleri ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 16, 2644 Sayılı Tapu
Kanunu’nun 2. maddeleri de bu yönde anılan hükümleri tamamlamaktadır.
Değinilen kanun hükümleri topluca değerlendirildiğinde, karayolları ile
özel yollar hariç belediye sınırları içerisinde kalan tüm yolların durumuna göre
kullanımına izin vermenin ve haksız işgal edenler hakkında el atmanın önlenmesini
istemenin belediyeye tanınmış bir hak olduğu kadar, aynı zamanda vazifesi
olduğu sonucuna da kolayca ulaşılabilir.
Nitekim davacı belediye E-5 Karayolu’na aynı davalının el atması hakkında
dava açmamış, kendi hüküm ve tasarrufu altında bulunan yol için istekte bulunmuştur.
Belediyenin bu yol ve sokakların trafiğe açık olmayan kısımlarını, tretuvar
bölümlerini özellikle yol fazlalarını ve kapanan yolları, yayaların gelip geçmesine
engel teşkil etmeyecek biçimde bizzat kullanabileceği gibi başkalarının
ücret karşılığı kullanmasına müsaade edebileceği kuşkusuzdur.
Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olaya yaklaşıldığında paftada yol
olarak gösterilen çekişmeli yerin durumunu ve konumu belirlemek ecrimisile
mütehammil olup olmadığı, başka bir anlatımla davacı belediyenin bir zararının
bulunup bulunmadığını saptamak zorunludur. Oysa bu husus açıklığa kavuşturulmuş
değildir.
Bu durumda açıklanan ve Özel Daire kararında belirtilen nedenlerle bozma
kararına uyulması gerekirken, aksine düşüncelerle direnme kararı verilmesi
usûl ve yasaya aykırı olduğundan, direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının
Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı
HUMK’nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin
harcının geri verilmesine, 1.12.1999 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.